İletişim Sonradan Eklenmez
Bir moda koleksiyonunun iletişimi, koleksiyon tamamlandıktan sonra başlayan ayrı bir faaliyet olmamalıdır.
Moda tasarımı ile marka iletişimi farklı uzmanlık alanlarıdır. Ancak birbirini tamamlayan bu iki disiplin farklı zamanlarda, birbirinden kopuk kaynaklardan yürütüldüğünde, koleksiyonun tasarım dili ile dışarıya yansıyan iletişim dili arasında boşluk oluşabilir.
Koleksiyonun fikri, karakteri, hedef kitlesi ve taşıdığı değerler daha tasarımın ilk aşamalarında şekillenir. İletişimin bu sürece sonradan dahil olması, tasarımın arkasındaki düşüncenin yeniden okunmasını ve yeniden yorumlanmasını gerektirir.
Oysa iletişim tasarımla birlikte başladığında, koleksiyon sonradan anlatılmaya çalışılmaz. Anlatısı, koleksiyonla birlikte oluşur.
Marka kimliği ve görsel iletişim, ürünün tasarımı ile aynı yaratıcı süreçte ele alındığında, sonuç çok daha doğru, tutarlı, uyumlu ve etkili olur.
İki Disiplin, Tek Yaratıcı Yön
Moda tasarımı, koleksiyonun yaratıcı ve ürünsel temelini oluşturur.
Fikir, siluet, model, form, malzeme, renk ve koleksiyonun sezon içindeki bütünlüğü bu alanda şekillenir. Ürünün ne olduğu ve nasıl görüneceği bu aşamada belirlenir.
Marka iletişimi ise koleksiyonun nasıl anlaşılacağını, nasıl sunulacağını ve hedef kitlenin zihninde nasıl bir anlam kazanacağını şekillendirir.
Koleksiyon kimliği, görsel dil, anlatı, sunum, içerik ve yayın yaklaşımı bu alanın parçalarıdır.
Bu iki disiplin birbirinin işini yapmaz. Birbirinin bilgisinden yararlanır.
Tasarım sürecindeki fikir, karar ve ayrıntılar iletişimi besler. İletişim perspektifi ise koleksiyonun hedef kitlesi, konumlandırması ve anlatılabilir değerleri konusunda tasarım sürecine erken aşamada katkı sağlar.
Böylece iki ayrı uzmanlık alanı, aynı koleksiyon için tek bir yaratıcı yönde gelişir.
Koleksiyonun tasarım fikri, markanın kimliğiyle uyumlu görsel yapı ile birlikte, sözel ve editoryal iletişim sistemine dönüşür.
Uyum Sonucu Değiştirir
Moda tasarımı ile marka iletişiminin eş zamanlı ilerlemesindeki asıl değer, çalışma sürecinin daha doğru ve daha uyumlu hale gelmesidir.
Bu yaklaşım:
- Koleksiyon ile iletişim dili arasında bütünlük sağlar.
- Hedef kitlenin daha erken ve doğru değerlendirilmesini mümkün kılar.
- Görsel ve sözel kararların aynı yaratıcı fikirden beslenmesini sağlar.
- Koleksiyon sunumunun daha tutarlı ve güçlü olmasına katkıda bulunur.
- Sonradan yapılan düzeltmeleri ve birbirinden kopuk kararları azaltır.
- Zamanın, bütçenin ve üretim kaynaklarının daha verimli kullanılmasını destekler.
- Koleksiyonun taşıdığı anlamın ve algılanan değerinin iletişime daha doğru yansımasını sağlar.
Ama en önemli kazanım şudur:
Tasarlanan koleksiyon ile anlatılan koleksiyon aynı olur.
Çünkü iyi iletişimin görevi, tasarımın üzerine yeni bir hikâye eklemek değildir. Zaten tasarımın içinde bulunan fikri, karakteri ve değeri doğru biçimde ortaya çıkarmaktır.
Moda tasarımı ile marka iletişimi bu nedenle birbirini izleyen iki ayrı aşama olarak değil;
- Birbirini besleyen,
- Eş zamanlı gelişen,
- Aynı yaratıcı yönü paylaşan,
- Bütünlüklü bir sistem olarak ele alınmalıdır.
Tasarım ürünü oluşturur. İletişim, tasarımın taşıdığı değeri doğru alıcı için görünür kılar.